ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE – KUVVETLER AYRILIĞI

Share

KUVVETLER AYRILIĞI

İster Başkanlık olsun, ister yarı başkanlık veya parlamenter sistem, demokrasi ve insan haklarının kısaca insanca yaşayabilmenin temel şartı temel felsefesi  “Kuvvetler Ayrılığı” nın teminat altına alınması, eksiksiz ve sağlıklı uygulanabilmesidir.

Kuvvetler ayrılığı en basit ifadesi ile “Yürütme”, “Yasma” ve “Yargı” ergleri arasında dengenin kurulması her üçünün de kendi alanında egemen olabilmesi ve hiçbir şart altında birbirine tahakküm edememesi ilkesidir.

Yani güncel ifadesiyle ne Yasamanın vesayeti, ne Yürütmenin vesayeti n de Yargının vesayeti altına girmeden ülkenin yönetilmesi.

İddia edildiği gibi Kuvvetler Ayrılığı;

  • Çok başlılık değildir,
  • Kargaşa, karmaşa ve belirsizlik hiç değildir,
  • Kavga, çekişme, çatışma ve tıkanıklık sebebi de değildir.

Peki, gündemdeki Anayasa değişikliğinin en dikkat çeken ve karşı çıkılan noktası nedir diye sorarsanız; hiç tartışmasız tarafsız ve yansız değerlendirme yapanlardan “Kuvvetler Ayrılığı İlkesini” yerle bir etmesidir cevabını alırsınız.

Çünkü bütün güç ve kuvvet DENETİMSİZ olarak “Yürütme” ye ve daha acısı yürütme adına “Tek Kişiye” veriliyor. Böyle bir yükü bir faninin, tek bir kişinin taşıyabilmesi, yüklene bilmesi, hakkında gelebilmesi mümkün değildir.

Denetimsiz” dedik niye? Demokrasilerde üç temel denetim vardır.

Siyasi denetim; Yasama/Meclis vasıtasıyla Gensoru, Meclis Soruşturması, Meclis Araştırması, Soru önergeleri v.b. yollarla yapılan denetim.

Bir de Seçimler vasıtasıyla bizzat halk tarafından doğrudan yapılan DENETİM!..

Yapılmak istenen değişikliklerle Siyasi denetim açısından; Meclis sembolik hale getiriliyor, “Gensoru” ve “Meclis Soruşturması” mekanizmaları Anayasadan çıkarılıyor,(Madde 16/E iptal edilen maddelerden; “Gensoru Madde 99 ve Meclis soruşturması Madde 100 …”  Maddeleri tamamen Anayasadan çıkarılıyor) diğerleri de sadece bilgilendirme ve bilgi edinme maksadıyla korunuyor,( Madde 6: Mevcut Anayasa; Madde 98 değiştiriliyor ve Meclis’in denetim yetkileri yeniden düzenliyor.)

Mevcut Anayasada “Kanun” la düzenlenmesi istenen birçok husus yapılan değişikliklerle “Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile” yapılabilir hale getiriliyor. (Anayasa 104, 106, 119  ve 123. Maddelerinde yapılan ilave ve değişiklikler)

Mecliste vekillerin sayısı arttırılıyor ancak Ülke Yönetiminde fonksiyonları zayıflatılıyor.

Peki, halkın doğrudan yaptığı denetim ne oluyor o da beş yılda bir olacak, yani öyle iki yılda bir zırt pırt seçim yok, seçimleri aldın mı beş yıl sen sağ ben selamet…

 

Ekonomik, mali denetim; Yine Yasama/Meclis tarafından Bütçe ve kesin hesap yolu ile ve Meclis adına denetim yapan Sayıştay vasıtasıyla yapılan denetim.

Yasmanın/Meclisin Yürütmeyi Ekonomik, mali yönden denetleye bildiği en önemli konu bütçedir. Yeni düzenleme ile bu yetki zayıflatılmaktadır.

Şöyle ki; Anayasa 161.  Madde de yapılan düzenleme ile Bütçeyi Cumhurbaşkanlığının hazırlayacağı ve Mecliste görüşülerek kabul edileceği hükmü yer almaktadır.

ANCAK Madde sonuna eklenen “Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konur” hükmü eklenerek Bütçenin Mecliste Görüşülmesi bir formaliteden ibaret şekle dönüştürülmektedir. Meclisin Bütçe marifetiyle yerine getirdiği “Ekonomik, mali denetim” yetkisi işlevsiz hale getirilmektedir.

Birde son yıllarda Sayıştay Kanununda yapılan değişikler ve Sayıştay denetim ile ilgili tartışmalara baktığımızda bu Denetim tamamen saf dışı kalmaktadır.

 

Adli, yargı denetim; Anayasa Mahkemesince Yüce Divan olarak, YSK Tarafından Bağımsız ve tarafsız seçimlerin yapılabilmesi için, Yargıtay ve Danıştay ve diğer Adli ve İdare Mahkemeler tarafında, idari adli ve cezai hususlar yönü ile yerine getirilir.

Adli, yargı denetimi açısından değişiklikler incelendiğinde;

Zaten en çok tartışılan ve kamuoyunu meşgul eden konu uygulamalardaki “Yargı” erginin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığıdır. Her ne kadar yapılan değişiklikle ilke olarak Yargının Bağımsızlığının yanına “Tarafsız” lık ilkesi de eklenmiş olsa da fiili durum herkesin kafasında kuşkular yaratmaktadır.

Yapılan Değişiklikler ile Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan olarak Meclis grubu marifetiyle (Meclis çoğunluğunu eline alması çok kuvvetle muhtemel) “Tek Kişi”, Anayasa Mahkemesi üyeleri (Madde 146), HSK üyeleri (Madde 159), Danıştay ve Yargıtay Üyeleri ile Hakim ve savcıların atanması ile özlük hakları üzerinde doğrudan ve dolaylı olarak çok büyük güç sahibi konumuna gelmekte buda “Yargı” nın “Bağımsız” lığı ve “Tarafsız” lığı üzerinde çok büyük kuşkular doğurmaktadır.

Burada yukarıda bahsettiğimiz üzere Meclisin “Gensoru” ve “Meclis Soruşturması” yolu ile Yürütmenin sorumluları(Başbakan, bakanlar, yen durumda Cumhurbaşkanı Yardımcıları) için Anayasa mahkemesince yerine getirilen yargı yolu(Yüce divan)  bu maddelere iptal edilerek işlevsiz hale getirilmektedir.

Dolayısıyla “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesi “Yürütme” nin lehine  “Yargı” ve “Yasama” nın aleyhine çok büyük yara almaktadır.

Şimdi karar senin, “Ülkenin geleceği, Devletin Bekası, çocuklarının ve torunlarının istikbali için” 16 Nisan da söz sende, tercih senin, vicdanınla baş başasın ve mühür elinde…

Senin kararını bilemem ama bütün bunlara;

Vekilleri “EVET” demiş olsa bile Asil Milletimin cevabı kocaman bir “HAYIR” olur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.