Anneler Günü

Share

Başta evimizin direği, çocuklarımın anası, vefakâr sevgili eşim olmak üzere; hayatlarını çocuklarına bahşeden, karşılıksız sevginin ve eşsiz hoşgörünün müstesna temsilcileri olan annelerimizin “Anneler Günü” nü büyük bir samimiyetle kutluyorum.

Başta Rahmetli anacığım olmak üzere rahmeti rahmana kavuşan tüm annelere -bizleri şefaatlerinden mahrum etmemeleri inancıyla- Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet, ruhları şad olsun…

Anneler Günü (Mayıs Ayının İkinci Pazar Günü)

Fedakârlık timsali annelerimiz, hayatları boyunca ailelerinin yaşaması ve çocuklarının yetişmesi için, maddi manevi her türlü çabayı hiç düşünmeden ve hesapsız bir şekilde göstermekte ve kendilerinden sonraki nesillere bu kutsal görevin nasıl taşınacağını öğretmektedirler.

Çocuklarımızın aldığı eğitimini, edindiği davranış, tutum ve tavırlarını ne kadar etkiledikleri göz önüne alındığında, annelerin taşıdıkları sorumluluklar ile çocukları üzerindeki hak ve etkilerinin büyüklüğü daha iyi anlaşılabilecektir.

Günümüz şartlarında ağırlaşan hayat şartlarıyla birlikte geçmişte bağda bahçede olduğu gibi günümüz şartlarında da ailesinin geçimine yardım eden, yılların getirdiği zorlukların yüzlerine çizgiler halinde yansımasına aldırmadan; mücadelelerini sürdüren annelerimizden; hangi yaşta olursak olalım, daha öğrenecek çok şeyin, kazanılacak çok tecrübenin olduğu kuşkusuzdur.

Bilinmelidir ki; kendine güvenen, milli ve manevi değerleri ile ahlaki değerleri tam olarak özümsemiş, kişisel bütünlük içinde hayatına yön veren, zorluklar karşısında yılmayan, yıkılmayan, kendisiyle barışık nesillerin yetişebilmesi annelerimizin özverili ve her türlü takdirin üzerindeki gayretleriyle mümkün olacaktır.

Cömertliğin timsali, karşılıksız vermenin, sevgi ve sabrın sembolü olan annelerimizin gelecek nesillerin hazırlayıcısı olduklarından; aile ve toplum hayatımızda çok önemli bir yeri bulunmaktır. Aile toplumun, anada ailenin temel direğidir.

Sevgi ve merhametin, şefkat ve ilginin yeri doldurulamaz temsilcileri olan annelerimizin haklarını ödemenin kolay olmadığı da herkesçe bilinmeli ve takdir edilmelidir.

Hayatlarını çocuklarına bahşeden, karşılıksız sevginin ve eşsiz hoşgörünün müstesna temsilcileri olan annelerimizin “Anneler Günü” nü saygı, sevgi ve heyecan içinde kutluyoruz. Dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren; ilk karşılaştığımız sevgi dolu yüzleri, eşsiz merhametleri, bıkmadan yorulmadan gösterilen karşılıksız duygu ve şefkatle bizleri yetiştiren, her türlü tehlikeye karşı yegâne sığınağımız olan annelerimizin üzerimizdeki hakları ödemekle tükenmez. Böyle anlamlı günlerde hatırlanmaları ve gönüllerinin alınması hatırlarının sorulması en azından bir insanlık vazifesi, bir vefa gereğidir.

Onların hayatımızdaki vazgeçilmez ve tartışılmaz değerlerini her fırsatta göstermemiz, bunu da davranış ve sözlerimizle ispat etmemiz hem inançlarımız, gelenek ve törelerimizin gereğidir, hem de evlat olarak var oluşumuzun ortaya koyduğu büyük bir sorumluluktur.

Annelerimizi hiç üzmeden, kutsal bir emanet olarak hayatlarının sonuna kadar en kıymetli varlığımız olarak üzerlerinde titrememiz hepimizin bu fani dünyada en önemli görevi olmalıdır. Kaybetmeden değerlerini bilemezsek, kaybettikten sonraki pişmanlıkların hiçbir değer ve anlamı yoktur.

Ancak, muhterem annelerimizin hatırlanması, onlara karşı görevlerimizin eksiksiz yerine getirilmesi, ellerinin öpülmesi yalnızca bir günle sınırlı olmamalıdır.

Diğer bir ıstırap konusu da manevi bir hazla, sadece gönül alma maksadıyla karşılıksız sevgi, saygı ve teşekkür duygularının ifadesi olması gereken bu günün ticari ve ekonomik maksatlarla sadece kar ve para kazanma amacıyla istismar edilmesidir.

Peki, günümüzde adeta bir gelenek haline gelen  “Anneler Günü” nedir? Kökleri nereye dayanmaktadır? Nasıl gelenek halin almıştır?

Bilindiği üzere birçok ülkede olduğu gibi Ülkemizde de her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü “Anneler günü” olarak kutlanır. Anneler günü geleneği, bu geleneğe benzer törenler eski çağlarda da vardı.

Antik Yunanların yıllık ilkbahar festivali kutlamaları, Yunan mitolojisindeki tanrıların Anası Rhea onuruna gerçekleştirdikleri 15 Martta yapılan şenliklerle başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı. Bu festivaller İlk çağlarda bir çeşit anneler günü sayılırdı. Bu âdetler o çağda Anadolu’da çok yaygındı. Sonraları Hıristiyanlar da buna benzer törenler yapmaya başladılar. O gün çocuklar, kilisedeki törenden sonra, annelerine armağanlar verirlerdi.

Biraz daha günümüze gelirsek 17. yüzyılda İngilizler ‘in “Mothering Sunday” (Anneler Pazarı) kutlamalarında bu geleneğin kendini gösterdiğini görebiliriz. Doğurganlık ve inancın bir araya geldiği özel günde İngilizler izinli sayılır, tüm günü evde anneleri ile birlikte geçirirdi.

Resmi anlamda ilk kutlama ise Julia Ward Howe’un Paskalya Yortusunun dördüncü Pazarını Anneler Günü ilan etmesiyle 1872 yılında ABD’de gerçekleşmiştir.

Anneler Gününün dünya çapında kabul görmesi ise yine ABD’li bir genç kızın girişimleri ile başlamıştır. Bu günkü manada bu geleneğin başlamasına vesile olan ABD’de, Philadelphia’da yaşayan Anna Jarvis adında duygulu bir genç kızdır. Asıl mesleği öğretmenlik olan Anna Jarvis, 1902 yılında babasını kaybeder ve annesini de 9 Mayıs 1905′de kaybettikten sonra, sürekli birlikte yaşamasına rağmen “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği” hissine kapılıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün “Anneler Günü” olarak ülke çapında kutlanması fikrini onlara açtı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908′de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Derken o çevrede Jarvis’in propagandası sonucu, her Mayıs ayının ikinci pazarı anneler günü olarak kabul edildi. 1912 yılında Teksas valisi, bu akımı resmî bir niteliğe ulaştırdı. Her yılın Mayıs ayının ikinci pazar günü anneler günü olarak kabul edildi. Kısa süre içinde bütün Amerika eyaletleri, her yılın mayısının ikinci pazar gününü Anneler Günü olarak kabul ve ilân ettiler.

Bilahare 8 Mayıs 1914′te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ABD’deAnneler Günü” olarak resmen ilan edildi.

Anneler Günü düşüncesi/geleneği kısa zamanda, Avrupa’ya ve Uzak Doğu’ya geçti. 1923 yılında, başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkeleri, yılın bir gününü annelere ayırmayı uygun gördüler. Böylelikle duygulu bir genç kızın vefa duygusu ve fedakârlığı aradan yirmi yıl geçmeden, birçok ülkede de bir gelenek halini aldı.

1956′da yayınlanan bir kararname ile her yılın Mayıs ayının ikinci pazar günü Ülkemizde de “Anneler Günü” olarak kabul edildi. Bu kararnamenin bir hatırası olarak o yıl, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın resmini taşıyan bir hatıra pulu çıkarıldı. Anneler Günü ülkemizde o yıldan bu yana kutlanıyor.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı ve bir vefa borcunun ifası bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948′de 84 yaşında öldü.

Yük Müh. Hüseyin ÇAKIR, 08 Mayıs 2016, ANKARA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.